| Ipek endustrisi, eski çaglardan beri bircok milletin hayatinda cok onemli bir yer tutmus; Uzak Dogudan gelen ipek ve baharat, Bati dunyasi icin, uluslararasi iliskilerde onemli bir rol oynamistır. Ipek, ayrica, Dogu kulturunun Bati tarafindan taninmasini da saglamistir.
Dogunun ipegi ile baharatinin kervanlarla batiya tasinmasi, Cin'den Avrupa'ya ulasan ticaret yollarin olusturmustur. Orta Cagda, ticaret kervanlari, simdiki Cin'in Xian kentinden hareket ederek Ozbekistan'in Kasgar kentine gelirler; burada ikiye ayrilan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarindan Hazar Denizine; digeri ile de Karakurum Daglarini asarak Iran uzerinden Anadolu'ya ulasirlardi. Anadolu'dan deniz yolu ile veya Trakya uzerinden karayolu ile Avrupa'ya giderlerdi.
Dogudan batiya dogru gelisen bu ticari harekette, daha onceki caglardan beri kullanilmakta olan bir yol sebekesinden yararlanilmistir. Yogun bir sekilde ipek, porselen, kagit, baharat ve degerli taslarin tasinmasinin yaninda kitalar arasindaki kultur alisverisine de imkan saglayan bu binlerce kilometre uzunlugundaki kervan yollari, zaman icinde ''Ipek Yolu'' olarak adlandirilmistir.
Ipek Yolu, Asya'yi Avrupa'ya baglayan bir ticaret yolu olmasinin otesinde, 2000 yildan beri bolgede yasayan kulturlerin, dinlerin, irklarin da izlerini tasimakta ve olaganustu bir tarihi ve kulturel zenginlik sunmaktadir. Orta Asya Turk cumhuriyetlerinin bagimsizliklarini kazanmalarindan sonra, Ipek Yolunun hem bir ticaret yolu, hem de tarihi ve kulturel deger olarak yeniden canlandirilmasi gundeme gelmis, bu yol boyunca insa edilmis ve artik kullanilmayan yapilarin, yeni islevler kazandirilarak korunmalari ve yasatilmalari icin calismalar baslatilmistir.
|